Konyaaltı’nı sarsan bir haber, 26 Temmuzda telefonla “Bir imza işiniz var” diyerek çağıran polis memurunun, göbek fıtığı ameliyatı geçiren emlakçı Ali Süslü’yi karakola götürmesiyle başladı… O gün emlakçının kalbi, hastane yatağından polisin ıslak kilitli kapısına kadar çok hızlı bir yolculuk yaptı. Yahu, Süslü kapıya gittiğinde bir zili çalıp kapıyı kıracakmış gibi göçerek elini yere yatırıp telefonunu, bilgisayarını el koydular. “Bilmiyoruz” dediler ama Süslü, “Nasıl?” diye sordu, “Ne oluyor?” diyen polisler, “Hangi ceza evinde?” diye sorarak kafasını karıştırdı.
Peki bu çılgın yola kim girdi? İsimleri aynı, kimlik numaraları farklı, adresleri uyuşmayan iki Ali Süslü varmış. Cezaevine gönderilen Süslü, 10 günlük “kesinleşmiş hapis” cezası alırken, “Özür dileriz, bir hata oldu” diye bağırıldı. O gün cezaevinde 9. günde, psikologla rutin görüşmeye çıktığında “Suçun ne olduğunu bilmiyorum” diye yanıt verdi. Bilgisayarındaki kayıtlar, tutuklu Ali Süslü ile aynı isimli ama farklı kimlikli bir kişiyle karışmıştı. O an, “Bilmiyorum” diye cevap veren polis, “Bu bir hata, özür dileriz” dedi.
Süslü’ün işini kaybetmesi, evini terk etmesi, “Görevi kötüye kullanma” ve “hürriyeti tahdit” suçlamalarıyla suç duyurusuna gidip, “İşimi kaybettim” diye gözyaşları içinde dile verdi. Ama polisler, “10 gün ceza, sonra tahliye” diye bir söz verdi. O gün cezaevine giren Ali Süslü, “Beni bir gün sonra tahliye ettiler” dedi. Yahu, bu kadar çılgınlık sonrası bir gün sonra tahliye edilmek de bir mucizeydi. “Pardon, özür dileriz” diyerek evini terk ettiler. O an, Süslü, “Kim yerine cezaevine girdim?” diye sordu ama cevap yok, sadece “Bilmiyoruz” dedi.
Şimdi soru şu: Bu isim karışıklığı, polislerin “hatalı” işini düzeltmek için ne gibi adımlar atacak? Yazar, “İncelemeler devam ediyor” diye ekledi. Hikaye, Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda, bir yandan da emlak sektöründe yankı buluyor. Bak bakalım, bundan sonra benzer bir isim hatası yaşanır mı, yoksa bu olay bir ders mi olur? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber