CHP’de Deprem Gibi Gelişmeler: İşte Kılıçdaroğlu’nun A Takımını Kızdıran İki İsim
Ankara kulisleri fena halde hareketli arkadaşlar. Vallahi bu kez işin rengi başka. Yargıtay’ın o tarihi mutlak butlan kararıyla silkelenen CHP’nin toparlanma çabaları sürerken, gözler şimdi iki kritik isme çevrilmiş durumda: Selin Sayek Böke ve Gül Çiftci. İnanırmısınız, parti adeta bir satranç tahtasına dönmüş vaziyette.
Bak şimdi, olayın özü şurada yatıyor. Geçtiğimiz aylarda yaşanan hukuk depreminin ardından Genel Başkanlık koltuğundan edilen Özgür Özel, kendi deyimiyle “milletin iradesine sahip çıkmak” için tam 90 vekille birlikte CHP’den istifa etmiş ve Yeni Parti’yi kurmuştu. Bu toplu göç, Meclis’teki dengeleri altüst etti. CHP’nin sandalye sayısı 44’e kadar gerileyince, ana muhalefet sıralarına veda edip MHP ile DEM Parti arasındaki bölüme sıkışmak zorunda kaldılar. İşte tam da bu hengamede, Özel’e yakınlığıyla bilinen Böke ve Çiftci’nin Yeni Parti’ye geçmeyip CHP’de kalması kafaları karıştırdı. Yahu neden kaldı bu iki isim? İşin aslı, kulislerde konuşulanlara göre bu bir strateji meselesi.
Parti kulislerinde fısıldananlara bakılırsa, Yargıtay’ın mutlak butlan dosyasıyla ilgili nihai kararı henüz netleşmedi. Eylül ayında ele alınması beklenen dosya, usul yönünden didik didik edilecek. İstinaf mahkemesinin kurultayı iptal edip Kılıçdaroğlu yönetimini geri getiren o meşhur kararı ya onanacak ya da bozulacak. İşte burası çok kritik. Eğer Yargıtay, “Hata yapılmış” diyerek kararı bozarsa, CHP’de kalan bu isimlerin partiyi hemen olağanüstü kurultaya taşıyacağı, içeriden bir mücadele başlatacağı konuşuluyor. Yani adamlar adeta bir B planı olarak, bir nevi Truva atı gibi CHP’de bırakılmış olabilir. Yalan yok, siyaset arenasında böyle ince hesaplar dönüyor işte.
Bu gelişmeler yaşanırken, CHP Sözcüsü Müslim Sarı’dan ise çok sert bir çıkış geldi. Gazetecilerin “İki isim ne olacak?” sorusuna verdiği cevap tam anlamıyla bir gözdağı niteliğindeydi. Sarı aynen şunları söyledi: “Bir partinin içinde olup başka partinin lehine propaganda yapamazsınız. Bu ahlaki bir mesele ama disiplin kurallarımızla da sabit. Önümüzdeki günlerde, CHP’de kalıp başka parti için çalışan arkadaşlarla ilgili disiplin süreci işleteceğiz.” Hadi canım, bu sözlerin okunun direk Böke ve Çiftci’ye çevrildiğini anlamamak için sağır olmak lazım. Kılıçdaroğlu’nun A takımı, partinin içindeki bu “muhalif damarı” tamamen kurutmakta kararlı görünüyor.
Neyse, devam edelim… CHP cephesinde bir yandan da idari anlamda hummalı bir tempo hakim. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, şu ana kadar 55 il başkanını görevden alarak adeta kapsamlı bir operasyon yürüttü. Dünkü MYK toplantısında ise 12 yeni il başkanı atanarak taşlar yerine oturtulmaya çalışıldı. Amasya’dan Zonguldak’a, Rize’den Kütahya’ya kadar uzanan bu atama listesi, genel merkezin taşrayı sıkı bir şekilde konsolide etme çabası olarak yorumlanıyor. Ama işin tuhaf yanı, iki gün önce yapılan kapalı grup toplantısına sadece 25 milletvekili katıldı. 44 vekilin olduğu bir partide bu sayı oldukça düşündürücü. Grup Başkanı Faik Öztrak, “Protesto yok, arkadaşlarımızın Ege’deki yangınlar ve vefatlar nedeniyle mazeretleri vardı” diyerek durumu izah etse de, millet bu açıklamaya pek inanmış gibi değil. İnsan ister istemez soruyor: Bu kadar eksikle nasıl bir yönetim kurulacak?
Bu arada partinin imajını sarsan o meşhur “figüran” tartışması da cabası. Bir üye katılım törenine cast ajansı üzerinden insan getirildiği, hem de günlüğüne 950 lira verildiği iddiaları ortalığı karıştırdı. Merss Production’ın sahibi Ömer İne’nin “O para figüran ücreti değildi, dostlarım beni kırmayıp geldi, ben de gönül almak için harçlık verdim” açıklaması pek inandırıcı olmadı doğrusu. İstanbul İl Yönetimine kayyum olarak atanan Gürsel Tekin’in “Bize tezgah kurdular” deyip suç duyurusunda bulunmasıyla işler iyice çığırından çıktı. Üstüne üstlük Ebru Çelik, Fatih Altaylı, Uğur Dündar gibi birçok gazetecinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması, partideki kaosun boyutunu gözler önüne seriyor.
Velhasıl kelam, CHP’de sular durulmuyor. Bir tarafta Yargıtay’dan çıkacak karara kilitlenmiş, iki arada bir derede kalmış isimler, diğer tarafta disiplin sopasını sallayan bir A takımı. Eğer Yargıtay istinafın kararını hukuka uygun bulursa Kılıçdaroğlu yönetimi hukuken kesinleşecek ve Böke ile Çiftci için ipler iyice gerilecek. Karar bozulursa da, Özel ve ekibinin hemen CHP’ye dönmeyeceği, kalan isimlerin içeriden operasyon yapacağı ifade ediliyor. Yani top şimdi Yargıtay’da. Bakalım bu büyük siyasi satranç oyununda bir sonraki hamle ne olacak? Partinin kendi içinde kalan bu muhalif sesler disipline sevk edilecek mi? Önümüzdeki günlerde yaşanacaklar, Türk siyasetinin yönünü belirleyecek gibi duruyor…
Kaynak: Orijinal Haber

