Savaşın Ortasında Şampiyon Olan Arda Turan’dan Dünyaya Ateşli Mesaj: “Her Yerde Haykıracağım!
Shakhtar Donetsk’i geçtiğimiz sezon Ukrayna Ligi’nde şampiyonluğa taşıyan genç teknik adam Arda Turan, yeni sezon öncesi kulüp televizyonuna çok özel açıklamalar yaptı. Vallahi öyle bir konuştu ki, izlerken tüyleriniz diken diken oluyor. Bizim Arda sadece futbol konuşmadı arkadaşlar, adeta içini döktü, yüreğini koydu ortaya. Şampiyonluk hikayesi, transfer, taktik, takımın ruhu derken laf dönüp dolaşıp savaşın tam ortasında yaşanan o akılalmaz gerçekliğe geldi.
Bakın şimdi, Arda Hoca sezonu değerlendirirken ne dedi biliyor musunuz? “Söylemlerle eylemlerimiz birbirine uydu” dedi. Yani lafla peynir gemisi yürümedi yani, adamlar yaptı. Bir takım, bir aile olduklarını söylediler ve bunun peşinden gittiler resmen. Sezon başında çok iyi bir çalışma temposu tuttuklarını, taktiğe ve sisteme sadık kaldıklarını anlattı. “Çocuklar her şeyi yaptı” derken sesindeki o minnet duygusunu hissetmemek mümkün değil. Gerçekten de oyuncularına tek tek teşekkür etti Arda Turan. Muhteşem bir sezondu dedi de, altını çize çize söyledi: “Bu oyunu güzel oynadılar, doğru oynadılar ve geliştiler.” Bu gelişim de onlara geleceğe dair umut vermiş. Zorlu bir süreç onları bekliyor evet ama geçen senenin hatırına, oyunculara duyduğu minnet hiç bitmeyecek gibi.
İşin aslı şu ki, Arda Turan’ın aklı hâlâ o kupada. Yalan yok, büyük başarıydı, inanılmaz bir iş başardılar ama o Crystal Palace maçları var ya… İşte orda duruyor hoca. Oturup düşündükçe, hayal ettikçe “Bu kupayı alabilirdik” diyor. Keşke daha fazla inansaymışız, diye dertleniyor. Hayat tecrübe işte, ne dersiniz? Şimdi oynansa o maçlar, çok daha farklı olurmuş dedi. Çocukların, yani oyuncuların ne kadar üzüldüğünü bildiğini söylerken, bir teknik direktörün evlatları için nasıl yandığını gösterdi adeta.
Hadi canım diyeceksiniz ama burası çok önemli. Arda Turan’ın verdiği bir detay var ki, tüyleri diken diken ediyor insanın. Kendi sahaları yoktu. Düşünsenize, hiç bir zaman 20 bin, 30 bin seyircinin önünde oynamadı bu takım. 600 pas, 700 pas yapıyorlarmış, 40 kere 50 kere ceza sahasına giriyorlar… Ama bu işin tadını, o tribün coşkusunu hissedemiyorlar bile. Arda diyorki, seyirciyle oyun çok başka bir şey. Gücün bittiği yerde seyirci seni yüzde 80, yüzde 90 yapar. Onların ise hiçbir zaman öyle bir gücü olmadı. Ya sen de, işin daha da acıklı tarafını dinleyin: “Bir ofisim bile yok, çocuklarımın fotoğrafını koyacağım bir masam bile yok” dedi Arda. Bu bile oyuncuların aidiyet duygusunu nasıl etkilediğini siz düşünün artık. Amma velakin, tüm bu imkansızlığa rağmen oyuncular Shakhtar ailesine muhteşem bir bağlılık gösterdi, her şeylerini ortaya koydu. Şampiyonluk duygusu tarif edilemezdi onun için, hayatı boyunca unutamayacağı bir andı ve bu yolculuğun tüm genç teknik direktörlere öncülük ettiğine inanıyor.
Neyse, devam… Ve işte geldik o ateşli mesajlara. Arda Turan, gözlerimin önünde yaşadım dediği o savaş gerçeğini saklamayacak aksine dünyanın her yerinde haykıracak. Sözleri aynen şöyle: “Hiç hayatımda böyle bir şey görmedim. Bir defa bütün gece bombalanıp sabah işe gidebilmek, okula gidebilmek, hayata devam edebilmek… Alarm çaldıktan sonra, drone saldırısı bittikten sonra kahve içmeye gidebilmek büyük bir mental kuvvet ister.” Valla insanın kanı donuyor okurken. Bunun normalleşmesini, kendi vicdanında ve ruhunda bütün dünya adına kabul etmediğini söylüyor Arda. Çünkü çocukların, insanların ölmesinden daha kötü bir şey yok. Bunu durdurabilmek için hayatı boyunca elinden geleni yapmaya ant içmiş adeta. Ukraynalıların ülkesine bağlılığını görünce, bunu kendi ülkesiyle bağdaştırıp duygusallaşıyor. Çocukların gülümsemelerini, oyun oynama ihtiyaçlarını gördükçe çok etkileniyor ve diyorki; “Ukrayna’da savaş var, Ukrayna’da çocuklar ölüyor, Ukrayna’da bombalanıyoruz. Bunu dünyanın her yerinde haykırmaya devam edeceğim.”
Gelelim Shakhtar’ın oyun aklına. Arda Hoca, bu kulübü öyle bir tanımladı ki, dinlerken bu takımın neden böyle bir başarı elde ettiğini anlıyorsunuz. Shakhtar’ı Doğu Avrupa’nın Barcelona’sı olarak görüyor. Kendisi de orda bulunduğu için iyi bilir, topa sahip olmak isteyen, oyun oynamak isteyen bir kültürden bahsediyor. Gün ey Amerika’dan Brezilyalı oyuncular getirip, Ukraynalı oyuncularla bu kültürleri birleştirip dünya futboluna model bir organizasyon yarattıklarını söyledi. Bu takımda öğrendikleri sadece taktik değilmiş. 20’ye yakın avrupa maçında rotasyon yapmamışlar, bu bir takımın birbirine güvenmesiymiş, aile olabilmekmiş. En kritik maçlara farklı 11’lerle çıkmışlar ve ayakta kalmışlar. Böyle mücadelelerin ancak ve ancak beraber olarak, bir aile olarak aşılabileceğini görmüşler. Tam bir mihenk taşı yani bu takım.
Millet şimdi soruyordur, yeni sezon ne olacak? Zorlu demişti Arda Hoca, ama işte bu geçen seneki tecrübe, bu aile bağı, bu sağlam kültür onları ayakta tutacak gibi. Asıl büyük mesele ise sahada olup bitenin çok ötesinde. Savaşın gölgesinde, ofissiz, masasız, sahasız ama kocaman yüreklerle kazanılan bir şampiyonluk var ortada. Arda Turan’ın o her yerde haykıracağını söylediği gerçek ise hala capcanlı… O bombaların sesi, o çocukların sessizliği dünyanın kulaklarına nasıl ulaşacak bakalım? İşte böyle arkadaşlar, olay sadece futbol değil, insanlığın ta kendisi…
Kaynak: Orijinal Haber

