Ahbap Derneği’nde Deprem Gibi Gelişme: TMSF Tam 13 Şirkete Kayyum Olarak Atandı!
İstanbul’dan gelen son dakika bilgisine göre, Ahbap Derneği soruşturmasında işler iyice kızıştı. Vallahi bakın, olayın boyutu her geçen gün büyüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmüş olduğu ve aralarında derneğin kurucu ismi, sevilen şarkıcı Haluk Levent’in de bulunduğu 28 zanlının tutuklandığı o büyük soruşturmada bugün çok kritik bi viraj daha dönüldü. TMSF, yani Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Ahbap Derneği’nin iştiraki konumunda bulunan tam 13 iktisadi işletme ve şirkete kayyum olarak atandı. İnanır mısınız, liste o kadar kabarık ki, savunma sanayisinden tutunda şarapçılığa, müzik yapımcılığından gıdaya kadar envai çeşit sektör var.
İşin aslı şu; soruşturma kapsamında daha öncede başsavcılık devreye girmiş, derneğin bütün mal varlığının idare yetkisinin yönetim kayyumuna devrini talep etmişti. Mahkeme de bu talebi haklı bulmuş, derneğin faaliyetlerini sona erdirmiş, hesaplarına ve mallarına el koymuş, fesih sürecinide başlatmışdı. Ama görünen o ki, işin derneğin kendi iç yapısıyla bitmediği, ona bağlı koca bir ticari ağ olduğu artık resmiyete döküldü.
TMSF’den yapılan yazılı açıklamaya bakılırsa, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda, bu 13 şirkete Fon’un kayyum olarak atanmasına hükmedildi. Yahu bu ne demek biliyor musunuz? Derneğin ticari kolları, kasası, şirket hesapları artık TMSF’nin sıkı denetimi altına girmiş durumda. Yetmedi, bir de derneğin doğrudan kendisi için İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği devreye girdi. Hakimlik, başsavcılığın talebini değerlendirip derneğin tüm mal varlığı üzerindeki idare yetkisini yönetim kayyumuna devretme kararı aldı. Bu kararla birlik de derneğin faaliyetleri resmen durdu, tüm taşınmazlarına, araçlarına ve banka da ki paralara tedbir kondu, fesih süreci resmen start aldı.
Bakın, burası çok önemli. Derneğin başına atanan kayyumlar ile şirketlerin başına atanan kayyum yapısı bir birinden farklı olacak. Derneğin doğrudan yönetimi için mahkme, Dernekler Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde üç bağımsız ismi görevlendirdi: Avukat Rıdvan Can, Avukat Mustafa Göktuğ Kaya ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han. Bu üçlü, derneğin Ankara’daki genel merkezinden tutun da bankalardaki nakit parasına, hibe edilmiş binalarına kadar her şeyden sorumlu olacak. Öte yandan, iştiraklerin, yani o 13 şirketin yönetimi ise TMSF’nin atadığı profesyonel kayyum ekibine emanet edildi. Yani bir nevi çift başlı bir kontrol mekanizması kurulmuş oldu.
Peki nedir bu 13 şirket diye sorarsanız, hazır olun çünkü liste gerçekden çok şaşırtıcı. TMSF’nin resmi açıklamasına dökülen isimler şöyle: Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi, Ahbap Lojistik Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat Anonim Şirketi, Zirve Müzik Yapım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Globus Savunma Sanayi ve Bilişim Anonim Şirketi, Kanat Savunma Sanayi Turizm ve Ticaret Limited Şirketi… Millet, savunma sanayii yazıyor orda! Koşan Adam Müzik Yapım Menajerlik Hizmetleri Turizm Reklam Ses ve Işık Sistemleri Limited Şirketi, Koşan Trade Gıda Temizlik Ürünleri İthalat İhracat Limited Şirketi, Palmak Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Kuraf Sahne Tasarım ve Organizasyon Limited Şirketi, Akberg Şirince Şarapçılık Hayvancılık Tarım Ürünleri Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Sardes Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi – ki bu şirketin eski adı da Protest Brand Etkinlik Organizasyon Reklamcılık’mış– , Sur Müzik Organizasyon Ses Işık Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve son olarak Ulubey İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi.
Şimdi düşünün, bir yardım derneğinin çatısı altında müzik şirketleride var, lojistik firmasıda, Şirince’de şarap üreten bir işletme de… Hatta savunma sanayine yönelik iki ayrı şirket bile mevcut. Yalan yok, insanın aklı duruyo bu noktada. Adamlar yardım toplama işini nerelere taşımış böyle?
Neyse, devam… Mahkeme kararında altı çizilen en kritik noktalardan biri de, derneğe bağlı tüm bu iştiraklerin Fon yönetimindeki kayyum idaresine tabi kılındığı oldu. Yani şirketlerin yönetim kurulları devre dışı, imza yetkileri iptal, tüm ticari defterler ve dijital kayıtlar artık TMSF gözetiminde. Derneğin faaliyetlerinin sona erdiği mahkeme kararında açıkça belirtiliyorken, bir yandan da bu şirketlerin ticari faaliyetlerinin nasıl sürdürüleceği merak konusu. Muhtemelen TMSF, şirketlerin içini boşaltmadan, alacaklıları ve çalışanları mağdur etmeden bir geçiş süreci yönetecektir.
Olayın bir başka boyutu da, Haluk Levent cephesi. Şu ana kadar ne Haluk Levent’ten nede avukatlarından net bir açıklama gelmiş değil. Sosyal medya hesaplarında bir sessizlik hakim. Millet ikiye bölünmüş durumda; kimi “yazık oldu, yardımsever bi adamdı” derken kimi de “demek ki işin içinde başka şeyler varmış” diyerek ateş püskürüyor. Soruşturmanın detayları tam olarak bilinmiyor, dosyada gizlilik kararı var. Ama kulislerde konuşulanlar, ortada çok ciddi bir mali denetimin döndüğü yönünde.
Şimdi gözler, TMSF’nin bu 13 şirkette yapacağı detaylı finansal incelemeye ve üçlü kayyum heyetinin dernek merkezindeki çalışmalarına çevrilmiş durumda. Bakalım önümüzdeki günlerde bu şirketlerin bilonçolarında nasıl bir tablo ortaya çıkacak? İşin ucu kime dokunacak? Derneğe bağış yapan yüz binlerce vatandaşın içi az da olsa rahatlayacak mı? İşte böyle arkadaşlar, koca bir muamma… Gelişmeleri yakından takip ediyoruz, en ufak bir kıpırdanma da anında burda olucaz.
Kaynak: Orijinal Haber

